Masum

Yıkıntılarla savrulmuş bir çocuk o
Kişilik savaşında alınmış yaralarla bütünleşmiş hisseden.
Öz duygularını keşfedecek vakitte
Kapılar arkasında inletilen.

İlk anılarının ipleri dolanmış ayaklarına
Bir yanı şah, bir yanı ah olan uçlara kapanmış.
Zikrettiği ilk kelimesi
Kendine sarılmış bir tutsaklık meselesi.

Erken yaşta öğrenilmiş ilelebet çaresizlik
Kendinden başka kucak bulamamış.
Aynanın karşısında kitlenip kalmış
Her şeyde “ben” diye ağlamış.

Silebilseydim akan göz yaşlarını
Okşayabilseydim o güzel başını
Belki o vakit yanardı gözlerinin alevi
Anlayabilirdin varlığının cüssesini

Suçsuz masum bir çocuk o
Kendini kendinde kaybetmiş
Kendini kendinde bulan
Suçsuz masum bir çocuk.

Uçurum

Bütün gece zincirlere kilitlenen uçurum
Kayanın sessiz hıncı
Yosunların kuzey tutkusu

Ritim seni aşağı itiyor
Tüm kanın, bedenin çekiliyor
Son bir bakış atıyorsun gökyüzüne
İleriye bir adımla zincirlerinden kurtuluyorsun.

Ruhunla bedenin zıt yönlere süzülürken
Kayanın sessiz hıncı
Yosunların kuzey tutkusu.

Ev

Bir ev düşün ki sevgilim
Kalbinin sesi evin kendisi.
Çiçeklerle dolu bir pencere mesela
Saçlarından dağılan bir açelya.
Ufuktaki gün batımı
Parmak uçlarından süzülen şarkı.
Masadaki şamdan mumun alevi
Dudaklarının keskin ateşi.

Sanrılar

Her gün bir damla biriktirmek gerekiyormuş
Göz yaşlarından yastığına.
Artık bir önemi bile kalmıyormuş
Takvim yaprakları solarken.
Sözlerin altında ezilmekten bitkin düşmek de varmış
Acımasızca söylenen.
Ve kalp kırmak soda açmak kadar kolaymış.
Şimdi sana soruyorum,
Değdi mi çektiğin bir nefes sigaraya
Değdi mi akıttığım onca göz yaşlarına?

Sanrılar, sanrılar geçmiyor
Zihnimin ücra köşelerinde salınıyor
Aynı bir salıncak gibi, yakalayamam
Yakalasam, savaşamam.
Onlar bin, ben bir.
Soluk soluğa bir akşam uykusundan uyanmışım
Havada bir huzursuzluk askıda kalmış.
Şimdi sana soruyorum,
Değdi mi çektiğin bir nefes sigaraya
Değdi mi akıttığım onca göz yaşlarına?

Bekleyiş

Aynalarda yüzüm soluk,
Dudaklarım kilitli.
Gündüz sessiz gece sensiz
Kavruk çöl bukleleri gibi.

Sözüm terazisi
Kapısı aralık bir mezarlık taşı
Hasret dokunuşu bir yangın kıvılcımı
Yeraltı süslesin tozlu sayfaları.

Can yakmak pahasında hüsran dağı
Kuş uçuşu mesafesi aramızın ölçüsü.
Şimdi sen 28lik yorgunsun
Safdışı edildiğim yollarda yolcusun.

Gibi

Ben dünyayı senin gözlerinde görüyorum
Öyle güzel bir dünyaki bu
Her yerde gökkuşakları,
Her gökte uçurtmalar.

Konu sen olunca kelimeler esir,
Cümleler bitap düşer kâğıtta.
Sana bakmak şiire bakmak gibi
Sana bakmak güneşe bakmak gibi

Sen ki

Sen ki, ince ince işlenmiş ruhunla
Detay detay çizilmiş bedeninle
Tüm benliğimi kavuran bir güneşsin.


Sen ki, bilmecelerle süslenmiş
Kendimi güvenle akışına bırakabileceğim
Koca bir okyanussun.


Sen ki, bulutların üzerindeki huzursun.
Senden pek bir şey arzulamıyorum sevgilim
Bir ellerin bir ellerim yeter.

Mucizevi

Beş katlı bir apartmanın en alt katındaki
Küçük bir odada vuruldum sana.
Loş sarı bir ışık yansırken yüzüne
Çarpık gülümsemene kavuştum.
Uzun kirpiklerinde süzüldüm mutluluğa
Bakışların güçlü bir aslan gibi işledi içime
Gamzelerin bir kar tanesi gibi eşsiz
Pembe gökyüzü gibi mucizevi.

Rüzgar İvmesi

Bütün güzel kuşlar bir kafeste toplanmış
Cıvıl cıvıl bir sonbahar sakinliği
Platonik bir anlaşmaymış bu mevsimler
Şımarık bir kız çocuğu gibi istiyorum seni,
Seni ve senin sevgini


Loş bir odada salınışını izliyorum
Üzerinde beyaz bir gömlek
Gözlerinde parıltı ve mutluluk
Bu bana armağan bir çiçek
Çok mu haksızdım söyle.


Sanaymış gibi geliyor tüm bu satırlar
Sensiz kalem oynatamazmışım gibi
Sensiz kâğıtlar harammış gibi
Sensiz batan bir kâğıt gemi misali
Çok mu haksızdım söyle.

Sonsuza

Sen miydin o, ay ışığı mıydı yoksa
Kaybolduğum yolları aydınlatan
Yanımdaki en güzel iki varlığa sesleniyorum
Başucumda bir sen, bir de Luna,
Aynı apartmanın farklı katlarında iki yabancıyız seninle
Her gün yeni bir şaşkınlık süslüyor gözlerimi
Sen, sen ve gülüşlerin
Güneş misali aydınlatıyor her bir yanımı
Sana ne mısralar dizmeye geliyorum
Aç kollarını huzura
Yanında daha bi çocuk ruhum,
Daha bi özgür ve mutlu
Sen, hep benimle kalmalısın
Şimdiden, sonsuza..

Captivity of Thoughts

All nights pass fast without any permission
I can’t hold the moon or sun,
I smoke here and think about you.
In the prison I made in my mind
But my thoughts are innocent.
I miss you and its ok for a while,
Then I saw you last night
Can’t hold myself to reach you.
Should I call you later?
For what excuse, huh.
In my mind you are hugging me softly
Warmest chest in the world is getting closer to me.
And your smile is such a miracle existence.
Miss your smell and your beautiful eyes looking at me.


There is a snake laying down between us,
It is my dirty tired hopeless past.
There was something you don’t know darling,
All past is not about anger or being jealous.
My past stopped from time to time
In stray details of everyday.
And you thought you were still someone in my life.
Do you know what we are now?
We are like tired stars which winks to the passing time.
Who cannot reach each other
Like two lonely stars in space.We suffer and we sink into ourselves
What we will be left of us?
A t-shirt, a few letters and my broken poem?
What will be left of our days left behind. 
I say from us, both of us.
What will be left?
I cannot stop dreaming about you,

Aptal

Herkes aptaldır biraz
Gökteki kuş, yerdeki tırtıl, duran heykel
Sen ben ve biz aptalız biraz.

Sarılmanın verdiği huzuru hiçe sayıp
Farklı odalarda uyumak gibidir bu
Elimizdeki nimettendir üstelik

Görmezden geldiğimiz şey sevgi
Kabullenemediğimiz şey aşk
Yeri gelir gülmek bile aptallıktır biraz.

Bir ahmaklıktır tutturmuşuz gidiyoruz
Ayrı dünyalara serpilmek kaçınılmazdır o vakit
Kahve saçlarından akan bukleler kadar kaçınılmaz ve zalim.

Hayret! Sen beni öper miydin?
Şimdi soluk soluğa bir rüyadan uyandım.
Maalesef rüyaymış bu sevinçlerim.

Ankara

Şimdi başkentte siyah gökyüzünü izliyorum
Duygularımın tarifine tanıklık edecek kadar soğuk
Düşüncelerim gibi kapkara bu şehir.

Aydınlıklara çıkamayışlarım bi Altındağ ilçesinde gerçekleşiyor.
Çinçin’den daha derme-çatma,
Kızılay’dan daha bi kalabalık ruhumun bekleyişleri.

İşi başından aşkın memurlar gibiyim
Ay başını bekleyen vasıfsız işçilerden daha umutsuz günlerim.
Alel-acele vesikalik gibi çekilir yüreğim.

Her yolunun Kızılay’a çıktığı gerçeğiyle yüzleşmem gibi keskin
Aynada kendimle yüzleşirken edindiğim anılarım
Kalpsizsin diyorum, kalpsizsin Ankara.

Episode

Being In The Moment

Arguing all problems and at the end there is nothing for it. All the words to be said were said. In this point there is nothing to do anymore. Broking his heart or getting broken from him is just stupid. Why everyone cannot be friends forever. Why everyone has to go when their part of your life was finished. And why you cannot force to make everything well. You can lead a horse to water but you cannot make it drink.

Overreacting

Overreacting is being crazy. When you couldn’t accept the situation, you overreact. And you do things that you say you would never do. It makes everything worse. For example, you go to his door to talk even if you have no idea about he is home or not. Yes, this is called ‘crazy’. You should restrain your emotions. Your anger and thrill should be calm down. Or not you will get a bigger trouble. You can be disappointed after you couldn’t get the reaction from him you want. Sometime acting arrogantly is better than being disappointed.

Moving On

Moving on is what you need sometimes. Leave everything behind you and make yourself free. This is what you can do for yourself good. There is a thin line between being caring about someone and being not caring about. . Maybe against all memories you had, this is the right decisions for everyone’s good. Because when you force to be the friend of someone in case of he does not want. It hurts everyone.

Letting Go

Forget all memories and let them go. This is the only way to not be a selfish person. You think he is not interested in you anymore. That’s why you want to be a friend of him. Maybe things are different than what you hope. When you see that you have to cut the friendship between you and him. Do it immediately. Extending is like killing the emotions slowly. Don’t be selfish. Let them go and set him free. This is what you would hope from him if you were in the same situation.

From Far Away

Loving from far away
Kissing without touch
Living far away from the lover
Me coming to you, quietly
Is just like believing pink clouds exist in the sky
Seeing you coming in
Everywhere it gives me shivers when you cuddle me
The moment your lips unite mine
Each stars dance in the universe to escort us

Soul And God

Liking yourself comes from God. When God created us, he added a pinch to everyone’s soul, and this pushes us to like ourselves. God is holy and perfect. The love, value, and respect of man  has passed through God himself. Everyone has things he likes and he is proud of. When he feels these, he actually feels God. The god inside strives to go out. Of course there are those who do not believe in God. Nobody can prove the existence of God. The concept of God is something that man himself creates and worships. Just like the human soul. The soul does not find life in the body. The body comes to life in the soul. When we feel the presence of the soul, we also feel the god. The feeling that touches your soul is actually God, that is the essence of man. The essence is the soul itself. It is a long and difficult journey for the soul to meet, negotiate and discover itself. Sometimes the soul judges itself, fights with itself. In these cases, the human body also has difficulty. It may take a long time before it takes more than a lifetime to find one’s essence. In order for the person to turn inside, he must think a lot and examine his actions. This does not only mean observing or interpreting itself. He can do this by paying attention to other people. People can take their share from their reactions to their lives, events in daily life, and their attitudes. It would not be correct to call this a comparison. Every person is different, but the “self” it wants to go to is the same. The essence is unique and the most correct. Self is perfection. The soul always wants to go towards it. Many mistakes can be made in this searched path, but it is necessary to draw a lesson from each mistake and find the right path and make the frame wider. The soul has no boundary form. As the soul is not a reflection of the body, the body is not a reflection of the soul. The self always wants to be chased and noticed. What I mean is not that a person keeps himself with God, but a better person must have a better essence at the point where he will go to deification.